Büyüleyici Japonya Gezi Rehberi – Yeme/İçme

Japonya’ya gitmeden önce sıkı bir çalışma yapıp mutlaka tatmak istediğimiz geleneksel yemeklerin listesini çıkardık. Listelediğimiz bu yemekleri yemeden dönmemeye söz vermiştik.

Hangi lezzetleri nerelerde yediğimize dair bir liste hazırladım. Hem mekan hem de yemek açısında gitmeden aklınızda bulunsun.

Biliyorsunuz, Tokyo’ya Seul (Güney Kore) aktarmalı Asiana Airlines ile gittik. Tercih ettiğimiz bu havayolu şirketinin hizmetinden ve Güney Kore’ye özgü yemeklerinden oldukça memnun kaldık. Bu sebeple yazının sonunda uçakta neler yediğimize dair bir bölümde bulacaksınız.

Tokyo’da Neler Yedik?

Food Market – Shinjuku

Tokyo’daki ilk öğünümüz için Shinjuku istasyonunda Food Market’te onlarca ayrı yemek satan standı gezdik. Bütün yiyecekler de iştah kabartıcıydı. Oturarak yenebilecek bir alan olmadığı için biz tercih etmedik. Fakat buradan alıp dışarıda bir Japon bahçesinde yemek de güzel bir alternatif olur.

Shinjuku istasyonunda gözümüze fena görünmeyen bir restorana oturduk ve siparişlerimizi verdik. Birimiz soslu balık, diğerimiz tonkatsu istedik. Japonya’daki ilk yemeğimiz olan bu öğün için edindiğimiz deneyim, ‘ne yiyorsan ye, mutlaka höpürdeterek ye!’ oldu. Yemeği gürültülü sesler çıkararak yemek, sevdiğini ve lezzetli olduğunu belli etmek için en yaygın yöntemmiş. Bir restoran düşünün ki herkes bu yöntemle yemek yiyor.:) İlk günler yadırgasak da diğer günler hızla adapte olduk.

İzakaya Deneyimi – Maruhachi

Tokyo’daki ilk akşam yemeğimiz için Shibuya’da bir ‘izakaya’yı tercih ettik. Izakaya, Japon meyhanesi olarak biliniyor. Gittiğimiz izakayanın ismi, Maruhachi. Farklı oturma bölümleri mevcuttu, biz bar masası bölümünde oturduk. Buranın haricinde ayakkabı çıkarılarak girilen küçük odalar da vardı.

Japonya’da menüden yemek seçmek epey zor oldu. Bazılarında hiç latin harf yoktu, olanlarda ise açıklamalar çok kısıtlıydı. Maruhachi’de gelen menüde İngilizce açıklamalar olduğu için biraz rahatlamıştık. Ben et söyledim, Ertan da sebzeli ‘rice noodle’. İkisinin de tatları çok güzeldi. Özellikle de etin tadı epey lezzetli ve yumuşaktı. Burada yediğimiz yemekler, biralar ve masa ücreti ile birlikte yaklaşık 3500 yen ödedik.

Tokyo’ya gidiyorsanız denediğimiz bu izkayayı mutlaka not edin, eminim çok seveceksiniz.

Kayikaya – Shibuya

Tokyo’daki 2.günümüzde güne hızla başladık ve sabah öğünümüzü atlayarak etrafta gezindik. Öğleden sonra acıktığımızda tavsiye üzerine çok merak ederek gittiğimiz restoran Shibuya yakınlarında ‘Kayikaya’ idi. Ancak gittiğimizde kapalıydı. Kapalı bulmamıza rağmen burası hakkında okuduğum yorumlardan ve dıştan görünümüne güvenerek size tavsiye edebilirim.

Tempura, Noodle ve Dahası

Kayikaya kapalı olduğu için onca yolu geri döndük ve yemeğimizi Asakusa’da hostelimize yakın bir yerde yemeye karar verdik.

Tempura, taze

Ben sebzeli ve etli noodle söyledim, Ertan ise birçok alternatifin yer aldığı kapsamlı bir set menü söyledi. Menü içerisinde tofu, tempura, taze (çiğ) ton balığı, et şiş, yeşil soya fasulyesi (edamame) vardı.  5 farklı tempura çeşidi geldi, patlıcan, balık, karides, mısır ve patates vardı.  Yemeklerin tadı güzeldi fakat biz tempurayı fazla yağından dolayı sevemedik. Masa ücreti ile birlikte yemeklerimize ve biraya yaklaşık 3000 yen ödedik.

Obon Festival Alanında Hızlı Yemekler

Tokyo’daki bir akşam yemeğimizi de Roppongi Hills’te yer alan Obon Festival alanında yedik. Bu alanda birçok yemek ve bira standı vardı, biz de kokusu en cazip gelen tezgahın sırasına hemen geçtik. Deniz mahsullü noodle, kızarmış tatlı patates, kuzu şiş, kuzu sosis ve biralarımızı alarak geniş çim alanda kendimize güzel bir yer bulduk.  Aldıktan sonra Çin mutfağına ait stant olduğunu fark ettik, yediklerimizin tadı fena değildi. Festival alanı güzel ve eğlenceli olduğu için yemeklerimizi de keyifle yedik. (Benim daha yudum alınmamış biramı çime dökme anım hariç )

Obon Festival Alanı

Kyoto’da Neler Yedik?

Japonya’da yemek tavsiyelerimin daha da üstünde önemli bir notum var. Eğer Japonya seyahatiniz Kansai bölgesinden bir şehri de kapsıyorsa, şanslısınız demektir. Tokyo, gastronomi anlamında çok yıldızlı bir şehir olmakla birlikte Kansai bölgesi geleneklerine bağlı kaldığı için daha yerel ve lezzetli yemekler bulacaksınız.

Tokyo’nun hem pahalı olması hem de gezindiğimiz bölgelerin daha turistik olması nedeniyle yerel yemek deneyimlerimizi daha çok Kansai bölgesinde (Kyoto-Osaka-Nara) edindik ve pişman olmadık.

Unagi – Kyōgoku Kane-yo

Akşamüzeri Kyoto’daydık. Yemek listemizi şöyle bir kontrol edip akşam yemeğinde unagi (pilav üstü yılan balığı) yemeye karar verdik. Nishiki Market civarında dolaşırken epey geleneksel görünen bir restorana girdik. Adı, Kyōgoku Kane-yo. Menüye göz attık, fiyatlar Tokyo’da yediğimiz yemeklere göre daha yüksek fakat yılan balığı zaten pahalı bir yemek. Restoranın ortamı, yılan balığının pişirildiği epey hacimli ızgara bize güven verdi ve siparişlerimizi söyledik. Ben unagi, Ertan da yılan balığından suşi istedi. Yanına da gelmişken denemek istediğimiz, Japonya’nın meşhur içkisi sake söyledik. İkimizin de yedikleri çok lezzetliydi fakat yılan balığından suşi gönlümü fethetti. Tekrar Kyoto’ya gitsem yine o restoranı bulup o suşiyi yerim. Sake’nin sunumu ilginç, fotoğrafımızda yer verdik. Tadını ben pek sevemezsem de Ertan bayıla bayıla içti. Sakenin tadı beyaz şarabı andırıyor ama şaraba göre biraz daha ağır bir içki diyebilirim.

unagi ♥

Süpermarketten hazır yemek – Kyoto

Kyoto’daki bir günümüzü Bambu Ormanlarına (Arashiyama Bamboo Grove) ayırdık. Kahvaltı için yol üzerinde gördüğümüz bir marketten Japonya’ya özgü yemeklerden alıp, bir parkta yedik. Japonya’daki en büyük eğlencelerimizden biri market gezmekti. Her markette yüzlerce sıcak ve soğuk günlük hazırlanmış yiyecekler var. Suşi, tempura, ramen, unagi, gyoza (Japon mantısı) vb. yiyeceklerin bazıları sıcak satılıyor, soğuk olanlar ise market içinde bulunan mikrodalgada ısıtılabiliyordu. Biz de bu sabah için tempura ve gyoza tercih ettik. Tempuraya çok alışamadığımız için yine pek sevemesek de gyozanın tadı güzeldi.

Tart – Sanjo Dori

Bambu Ormanı’nı gezdikten sonra Sanjo Dori’de gezerken gördüğümüz güzel bir butik pasta dükkanına girdik. Menü yine bizi şaşırtmadı, anlamadığımız bir sürü şekilden oluşuyordu. Resimlerden anladığımız kadarıyla ve görevliden aldığımız Japonca destek ile siparişimizi verdik. Soğuk kahve, soğuk çay ve tart tabağı söyledik. Arada bir geleneksel tatlara ara vermek benim de hakkım. Tartların tatları enfesti, damağımda kaldı.

Ramen – 麺匠たか松四条店 (Noodle craft Takamatsu Shijo store)

Japonya’dan dönmeden yenilmesi gerekli yemekler listesinin olmazsa olmazı şüphesiz ki ‘ramen‘dir . Otelimizin hemen yanında küçük ve kalabalık bir ramen restoranı vardı, günlerdir gözetleyip gelelim diyorduk, o gün girdik içeri. Siparişimizi otomattan (vending machine, Japonya’da epey yaygın) seçip ödeme yaptık. İki yanımızda da ramen höpürdeten Japonlar vardı, artık alışkındık tabii bu duruma.

Buram buram şifa kokan ramen

Ramen, domuz eti suyunda noodle, mantar, yeşil soğan, domuz eti ve haşlanmış yumurta ile servis edildi. Kokusu biraz ağır, ama şifa kokuyor sanki. Tadını bizdeki kelle paça çorbasına benzettik. Lezzeti sevilecek, hatta alıştıktan sonra müptelası olunacak cinsten. Ramenle ilgili önemli bir ipucu, höpürdetmeden yemenin imkânı yok. 🙂

Suşi – Nishiki Market

Suşi yemek için seçtiğimiz yer, kaiten suşi restoranıydı yani konveyör bant üzerinde çeşit çeşit suşi tabakları geçiyor, siz istediğiniz tabağı önünüze geldiğinde alıp yiyorsunuz, tabakların desenlerine göre fiyat değişiyor, yediğiniz tabaklar birikiyor, çıkarken ödemeyi de bu tabaklar üzerinden hesaplıyorlar. Harika bir sistem.

Kaiten suşi restoranındayız

Ben suşi yemek için çok hevesliydim, çünkü Türkiye’de yediklerimin daha lezzetlisini bulacağıma emindim. Fakat benim Türkiye’de yediklerim içinde çok az deniz mahsulü olan suşilerdi, Japonya’da böyle olur mu, asla olmaz. Ben bu kadar büyük parçalarda deniz mahsulü tüketemesem de Ertan oturduğumuz masanın hakkını verdi. Tek başına 8 tabak biriktirdi, ben sadece bazılarının tadına bakabildim.

Masamızda suşinin yanında tüketebilmek için yeşil çay ve sıcak su alabileceğimiz bir musluk bulunuyordu. Yeşil çay, toz halinde bulunuyor, bardağımıza tepeleme bir çay kaşığı kadar atıp üzerine sıcak su aldık. Tadı güzeldi, suşiyle de güzel gitti.

Kobe’de Ne Yedik?

Kobe Beef – Steakland Kobe Beef

Kyoto’da konaklamamızın 2.gününde akşam programımızı gelmeden hayali kurduğumuz ‘Kobe Beef’  yemeye ayırdık. Kobe etini çoğunluk biliyordur, ama kısaca bahsedecek olursam, Japonya’nın Kobe bölgesinde yetiştirilen sığırlardan elde edilmektedir. Bu sığırlara gösterilen özen, etin fiyatını belirliyor. Yağ tabakasının etin içine nüfuz edebilmesi için sığırlara düzenli olarak masaj yapılıyor ve bolca bira içiriliyor. Bu da ette mermer görüntüsü oluşmasını sağlıyor. Pişirildiğinde ise dokusunu anlatmak için lokum benzetmesi bile yetersiz kalabilir.

hayalleri süsleyen ‘Kobe Beef’

Biz buralara kadar gelmişken Tokyo’da, Kyoto’da değil de Kobe’de yemeyi tercih ettik. Kobe’de her yer Kobe eti satan restoranlarla dolu. Seçim yapmak epey zor, özellikle de fiyatları görünce. İnternetten yaptığımız kısa araştırmaya göre en yüksek puanı alan ‘Steakland Kobe’ restoranına gittik. Hem ortamı hem de lezzetini tarif etmek mümkün değil, bu aşamada fotoğraf ve videolardan destek alıyoruz.

Her izlediğimde ağzımın yeniden suyu akan şu videoya bakın!

Yine farklı iki sipariş verebilmek için ben özel Kobe eti menüsünü, Ertan ise deniz mahsulü ilave olan menüyü söyledi. Izgaranın çevresinde masalar var, seçtiğiniz menü önünüzde pişirilerek servis ediliyor. Artık sonrası şefin şovuna kalmış.

Japonya’ya giden herkese burayı gözüm kapalı tavsiye ederim. Gerekirse iki gün yemek yemezsiniz veya alacağınız hediyeliklerden vazgeçersiniz. 🙂

Osaka’da Ne Yedik?

Okonomiyaki – Kiji Restaurant

Kyoto seyahatimizin bir gününü Nara ve Osaka‘yı gezmeye ayırdık. Nara’yı gezindikten sonra akşam yemeği için Osaka’ya geçtik. Burada yine yemek listemizde yer alan ve Kansai bölgesinde yenmesi tavsiye edilen ‘okonomiyaki’ (Japon pizzası) yedik. İnternetten faydalanarak bulunduğumuz yerin yakınlarında yüksek puan almış olan ‘Kiji Restaurant’a girdik. Küçücük bir alanda 4 adet masa ve ızgara çevresinde oturulacak yer vardı. Her masanın da ortasında yine ızgara vardı. Küçük alanda bir de sırada bekleyenler oturuyor. Kalabalığı ve salaş ortamı görür görmez sırada beklemek için bir tabureye oturduk, burada güzel şeyler yiyeceğimizi gelen kokudan anlamıştım.

Henüz masa sırası bize gelmeden menü geldi, sipariş vermemiz için. Ama latin alfabesinden tek bir karakter yok. Hatta Ertan elinde menüyü ters tutuyormuş, haberimiz yok . İnternette yapılan yorumlardan etli ve deniz mahsullü olan okonomiyakinin güzel olduğunu öğrendik ve onları söyledik.

Kiji Restaurant

Çalışanlar, yabancı olduğumuzu ve Türkiye’den geldiğimizi öğrendiklerinde çok sıcak karşıladılar. Restoranın duvarlarında yazılar ve fotoğraflar vardı, yanımızda sadece vesikalık resimlerimiz olduğu için bunları astık. Ve  Türk parası üzerine ismimizi ve tarihi ekleyerek buraya gelişimizi ölümsüzleştirdik.

Deniz mahsullü ve biftekli okonomiyakiler

Okonomiyakiler masamızın ortasındaki ızgarada servis edildi. Okonomiyaki, mücver hamuruna benzer bir harç ile oluşturuluyor. Malzemeler çeşitlendirilebiliyor ama üzerine Tokatsu sosu olmazsa olmazı. Unutulmayacak bir lezzet olmasa da yediklerimizi ve restoranı güzel anılarımıza ekleyerek ayrıldık.

Uzun Uçak Yolculuğumuzda Neler Yedik?

Türk Hava Yolları dışında uçtuğumuz yurt dışı uçuşlarımızda yemekler konusunda biraz endişeli oluyoruz. Ancak Asiana Airlines menülerinde Güney Kore yemek kültürünü lezzetli bir şekilde yansıtıyormuş. Bu sebeple bu bölüme uçakta tattığımız Güney Kore lezzetlerine de yer vermeden edemedik.

Bibimbap

İstanbul’dan Seul’e 10 saatlik yolculuk süresinde 2 öğün yemek ve sınırsız içecek (sıcak/soğuk, alkollü/alkolsüz) servisi yapıldı. İlk öğünümüzün ana yemek seçenekleri köfte ve Güney Kore’nin (Asiana Airlines Güney Kore firması) geleneksel yemeklerinden biri olan ‘bibimbap’tı. Biz iki seçeneği de yiyebilmek için birimiz köfte diğerimiz bibimbap istedik. Bibimbap için et ve sebzeler bir kapta pilav iste ayrı bir kapta servis edildi. Verilen tarife göre susam yağı ve acı biber salçasını kullanarak tüm malzemeleri tek tabakta birleştirdik. Yanımızdaki Korelilerden de ufak tüyolar aldık. Bibimbapın yanında miso çorbası, tofu ve zencefil turşusu vardı. Güney Kore lezzeti olan bibimbapı çok sevdik.

Güney Kore’nin geleneksel lezzeti olan bibimbap’ı tadıyoruz

Her yemek sonrasında siyah çay, yeşil çay ve kahve servisi yapıldı. Öğünler haricinde saatte bir su ve portakal suyu servisi yapıldı.  Bunların haricinde istenilen her an alkol ve yanında çerez servis edildi. Anlayacağınız epey konforlu bir yolculuk geçirdik. 🙂

Seul’den Tokyo’ya olan uçuşumuz ise yaklaşık 2,5 saat sürdü. Tek öğün yemek yedik. Tek çeşit menümüzde soslu kızarmış tavuk vardı. Tokyo’dan Seul’e dönüş uçağımızda da sabahın erken saatleri olmasına rağmen menümüz pilav üstü et kavurmaydı.

Ssambap

Seul’den İstanbul’a olan dönüş yolculuğumuzun süresi yaklaşık 12 saatti. İkramlarda 2 tam öğün ve 1 ara öğün servisi yapıldı. İlk öğünümüzde iki seçenek bulunuyordu, haşlanmış tavuk ve Güney Kore’nin geleneksel yemeklerinden biri olan ‘ssambap’. Gidiş uçağımızda yaptığımız gibi yine birimiz tavuk, diğerimiz ssambap aldık. Ssambapı, verilen tarife göre çeşitli sebze yapraklarının üzerine et, pilav, lahana turşusu ve ezme (bean paste) yerleştirip yedik. Farklı lezzetteki taze yaprakların tadını çok sevdik. Yanımızdaki Korelilerden de nasıl yenmesi gerektiğine dair epey kopya çektik.

Güney Kore’nin bir diğer geleneksel lezzeti olan ssambap’ı da tatmadan dönmüyoruz

Bu yolculuğumuzdaki ara öğümüz de tavuk burritoydu.

Karides Çorbası

Dönüş yolculuğumuzdaki son öğün kahvaltı olarak servis edilen karides çorbasıydı. Kahvaltıda karides çorbası fikrine sıcak bakmadığım için diğer seçenek olan omlet söyledim fakat kalmadığı için temin edemediler. Ben yiyemesem de Ertan bayılarak bu çorbayı yedi (oldukça katı kıvamlı bir çorbaydı).

kahvaltımız karides çorbası

Japonya seyahatimin diğer bölümlerine ulaşmak için tıklayın.

Yeni gönderilerden haberdar olmak için e-posta adresinizi “E-POSTA İLE BLOGU TAKİP ET” alanına girebilirsiniz.

6 thoughts

  1. 10 gün için gayet dolu dolu bir seyahat planı hazırlamışsınız, benim de katkım olabildiyse ne mutlu :)) Asakusa’da kalmanız da çok iyi olmuş, hele ki samba ve yosakoi festivallerine denk gelmek büyük şans! Kobe sadece beef için gitmeye pek de değmeyebilir, ama az daha devam edip Himeji kalesini görmek çok güzel olurdu (bir dahaki sefere). Tokyo’dan da yine günübirlik Kamakura/Yokohama gezisi yakışır. Tekrar gitmek için sizlere yeni sebepler…

    Liked by 1 kişi

    1. Mutlaka tekrar gitmek isterim. Önerilerinizi bir dahaki sefere gerçekleştirmeyi umuyorum.
      Japonya seyahatimize olan büyük katkınız için teşekkür ederiz. Tespitleriniz ve anlatım biçiminiz kitaplarınızı bir çırpıda okumamızı sağladı. Sıradaki kitabınızı merakla bekliyoruz:)

      Beğen

Aşına Buyruk için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.